VERİ BİLİMİNİN ÖNEMİ

Kovid-19 hayatlarımıza girdikten sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı su götürmez bir gerçek. Sadece iş hayatımız değil, aile ve insani ilişkilerimiz de yavaş yavaş değişmeye başladı. Zaman içinde avcı toplumdan, tarımsal topluma, endüstri toplumundan bilgi toplumuna geçmiştik. Kovid-19 ise insanlığı dijitalleşen tüketici tercihleri ve değişen sosyal yapı nedeniyle Endüstri 4.0’ dan Toplum 5.0’ a beklenenden daha hızlı geçirecek gibi duruyor. Toplum 5.0 çağının temellerinin atıldığı bu dönemlerde nesnelerin interneti, yapay zeka, büyük veri, bulut sistemler ve blok zincir teknolojisinin pandemi nedeni ile daha hızlı ve başarılı uygulamalar koyabileceği yeni bir dönüşüm kapıda.

Endüstri 4.0 ile gelişen teknoloji ve akabinde ortaya çıkan dijital ürünler, bu yeni çağa dönüşümü hızlandırmaya devam ediyor. Bu değişimin merkezinde insanın eğitimi, aklı, yaratıcılığı, ve inovatif düşünme kapasitesi ön plana çıkmaktadır. Tüm bu teknolojileri geliştirecek yetenek ve beceri düzeyine ulaşmak da yetmeyecek, aynı zamanda dijital dönüşümün toplumsal dönüşüm boyutunu yönetecek insanlara da ihtiyaç duyulacaktır.

Bilgisayarın sayısal bir işlemi yapma hızı insan beyninden ne kadar hızlı da olsa, ilgili problemi veya olayı anlama, karar verme, öğrenme ve tecrübe yoluyla elde edilen bilgileri kullanma gibi insani yeteneklere sahip değildir. İşte tam da yapay zeka bu nokta da devreye girer ve akıllı sistemler, robotlar ve doğal dil işleme gibi imkanlar sunar. Çünkü yapay zekanın temelinde insan zekasını modellemek, insan gibi akıl yürüterek sonuç çıkarmak ve insanın geçmişten gelen tecrübelerini göz önüne alarak öğrenmek yatar. Akıllı evler, insansız araçlar, hastalık tanısı koyabilen cihazlar gibi akıllı bir sistem, yazılım (algoritmalar, makine öğrenmesi algoritmaları), donanım (sunucular, mobil cihazlar), veri ve insan girdisini içeriyor. İlgili algoritmaların geliştirilmesi ve uygun makine öğrenmesi algoritmalarının kullanılması noktasında iyi bir istatistik ve programlama becerisinin yanı sıra alanında çalışılan iş bilgisine de ihtiyaç duyulmaktadır.

Özel şirketlerin ve kamu kurumlarının müşterileriyle ve hizmet alanlarıyla oluşturacakları yeni iletişim kanallarının çeşitliliğinin ve sayısının hızla artması ile birlikte veri biliminin önemi daha da artacaktır. İşte bu dijital dönüşüm yolculuğunda, Komtaş iştiraki İstanbul Data Science Academy, Türkiye’deki tek uluslararası akredite veri bilimi eğitim kampını Türkiye’ye getirmiş. Accrediting Council for Continuing Education & Training (ACCET) tarafından 2014 yılında akredite olan Metis’in eğitim müfredatını uygulayan İstanbul Data Science Academy, Zekeriya Beşiroğlu’nun önderliğinde kurulmuş. İstatistik, matematik, bilgisayar bilimleri, yazılım, bilgisayar, endüstri, geomatik ve matematik mühendisliği, ekonometri, aktüerya ve yönetim bilişim sistemleri gibi pek çok alandan öğrencilere ve çalışanlara, Zekeriya Beşiroğlu’nun rehberliğinde gerçek saha projeleri ile çalışma fırsatları sunuyor. Her biri kendi alanlarında oldukça başarılı olan kursiyerlerin, geleceğin uzman veri bilimcileri olarak pek çok projede ulusal ve uluslararası alanlarda fark yaratacakları şüphesiz. Ben de bu ailenin bir üyesi olduğum için kendimi ayrıcalıklı ve çok şanslı hissediyorum.

Ezgi Nazman, Ph.D